• Şiir,  Yazdıklarım

    Tüm Renkler Hüzün Şimdi…

    Gökyüzünün rengi kayboldu senden sonramavisi yok,beyaz yok…mekana yansıyor bir dem fırçadarbesi grimsi bir hüzün…Ufuk tüm kızıllığıyla üzerime çöküyorözledim…ve de korkuyorumki tüm kızıllar hayallerimi baltalayacak sanki…Ötelerden yüreğime hasret hücum ediyorneredeyse fışkıracak kalbimsitemler varhayata,kadere,en çokta kendimefark eder mi? nafile sitem neye yarar? Düşünme…Zaman yaramaz bir çocukbir o kadar da hızlıhesap vermiyor kimseyeömür bitiyor ellerimde solan gençliğimleçaresizim…/Ve kaçıncı ömürdür yokluğun? kaçıncı vuruşun onikiye? sayamadım…kuytularda bulanıyorum ben,en kuytusunda hayatın sensizliğe…/Üzülme…Bir ses var düşlerimde,bir tılsımneredeyse koparıp alacak beni benden…biliyorum…Merak içerisinde ruhum her zerresincesevgili! oralara da yağıyor mu hüzün? sen de ıslanıyor musun benim gibi? kandırıyor mu seni de ebemkuşağı? en pembesiyle? Söyle…Ben nereye baksamyine,her yerde sen varsın…hala sen…ben sana adandım sevgiliyalan değil bak…yine hayalimde,en tatlı haliyle,sıcacık rengin…Yenilme……Bu hüznü ikimize pay etsek eksiktitek başına sana çok.üzülme…bana hakkın geçmedi sevgilim….

  • Şiir,  Yazdıklarım

    Ömür…

    Bir sonbahar yaprağı ömür, Mayhoşane bir çöpçü süpürgesinin üflediği, Hayal mevsimindeyiz gönül, Gelir geçer hanı değil ki bu yürek… Aldırma karanlık iklimlerin küf kokan soğuğuna, Gün gelecek elbet mutluluğa açılacak kapılar, Hüzün yağmuru dinecek kalplerimizden, Sarhoş sabahlayışlar bitecek… Matemi dinecek akşamlarımızın, Korku dolu rüyalar bitecek. Hülyalara yelken açmanın verdiği damak tadı, Elbet birgün bize de uğrayacak…

  • Şiir,  Yazdıklarım

    Min’el Âşk…

    Bir duygu muydu aşk yalnızca, dimağımın bildiğiSende bulduğum şey huzur ki ömrümce aradığımO şuh bakışlarında ah!Gizlenmiş meğer minel aşk… Ve sen…Her damak bir tat,Her dem bir vecd-i ahire,Her damlada bir cânsın,Yüreğim sende bî cân,Derman yaralı kalbime sevdan… Ey yar! halet-i ruhiyem feci haldeAma gözlerim sende görür tek çerağMüşkülden çıkarsan, koymasan beni bu haldeHasretin istikbalime hüzünden bir çağ… Ey gül-i ruhsar,Cesede bir ruh elbisesi gerek,Gel ey yâr, sen sar…İşlesin tüm ateşin, bedenime…Aslı’nın Keremi, Leyla’nın Mecnun’u varİzin ver ben de senin gönlüne olayım yâr… Aşkın bende öyle bir ahval,Gönül hep elem,Maksuda erdir artık,Şair ettin, kalmadı devranda,Sıcak bir aguş… Ey yâr arş-ı alaya çıkar yüreğimi,Yağmurun taşırdığı nehirlere döneyim…Yalana meylet tüm bildiğimi,Ferman buyur, dizlerinin dibinde öleyim… Cân yâr…Yaradan aşkı sana yakıştırdıBende ezelden ebedi mabedim eyledi…Ey huril-ıyn, köleyim gözlerine,Şu yarama bir nevaziş eyle,Nâzanın yetti artık, bu acziyetime… Sana gönül verdim ise,Harap eyle, yık mı dedim?Birer, birer ömrü alıp daKemkıymet sat mı dedim?Neden dinlemezsin,Sarayımın terennümünü? Ey minel aşk!Duy feryadımı…Bir yaradana razı, bir de sana bu can…İstersen sev çokça, ister karar kıl azı…Zulmün bile güzel dedirtmez aman… /…Aşkın kalbimi nuş eyledi,Yaktı gönlümü yas eyledi,Gözüm yaşı aş eyledi,Veda…

  • Meczûpnâme,  Şiir

    Eylül Kaçağı, Çocuk…

    Hayatın yeşil mecralarında değil,Saçlarımın ağarmış ücralarında dolaşmalısın…Yoksa anlayamazsın,Beyaza çalmamışken daha siyahların,Söyle beni nerden tanırsın? Katil bir Eylül’ün aşığıyım ben,Çocuk! Zorlama kendini,Anlamazsın…Yağmurdan kaçmalısın evvela,Mesela; Ekim yarısında vurulmalı düşlerin,Belki o zaman anlarsın…Gönül hücrende işkence görmemişken,Kan tükürmemişken örneğin,Sırtında zincir izleri kırılmamışken,Tırnakların dökülmemişken,Duvarları yumruklamaktan…Nasıl anlarsın beni? Zor…Tutuklanmalısın bir de,Bizzat özgürlüğünün kollarında,Yasaklar çiğnemelisin,Bir nefes hayata tutunarak…Nerden bilirsin? Aşkı silmiş sandığın yüreğimin,Aşka nasıl esir düştüğünü,İçimde olmadan,Ben olmadan üstelik, Göremezsin! Ve görme de…Yalındır tüm cümlelerim,Her harfinde asırlarca acı gizli,Ki ben iyi ifade ederim,İnanma,Külliyen yalan! Tanıyamazsın sen beni çocuk,Aynı dilin,Farklı lisanlarını konuşuyoruz…Ne devrimci,Ne faşisttir sevmelerim,Devrik bir yanılgı sadece,Bütün sevdiklerim…Ben Eylül kaçağıyım çocuk,Ahir zamanında soluğum,Tüm üniformalılardan korkarım,İşte; Bundan yorgunluğum…Boynumda bir vebaldir dün,Bakma; mağrur, suskun duruşuma…Narinliğimin mimarıdır, pişmanlıklar…Kördüğüm olmuşum işin özü,Beni çözemezsin…Ne söylediklerimin hükmü var,Ne de gerçektir kimliğim…Yargısızım,Ayaklar altında sürünür tüm inançlarım,İhtilal olmuş kanunların çöküşüyüm,Bilemezsin…Ey çocuk! Acıyı tanıdım sanıyorsun ya hani,Sen kıyısından geçerken acı bildiğinin,Ben dalgalarında kulaç atıyordum…İşte bundan,Bundan erken olmuşluğum..