• Kitap

    Dem (Bir Telli Baba Romanı)

    Âşk… Günümüzün neredeyse basitleştirilmiş, dillere sakız edilmiş üç kelimesi. Sorsanız insanlar âşkı her daim ararlar, lakin sandıkları âşkı bulduklarında ise köleleştirmeye çalışır, benleştirmeye çalışır insan nefsi ne garip… Netice olarak köle bulunur ama, âşk bulunmaz. Sonuç sadece bir sosyal kölelikten ibaret. Yüreği güzel insanlar, âşk olsunlar her dem, âşkla olsunlar. Ey şuan okuyan güzel dost dünyada ne kadar yaşarsak yaşayalım gerçekten şöyle dönüp baktığımda biz iyi ruhlar için sanırım sadece güzellik yeri, yardım yeri, iyilik mekanı, konup hayırla vazifemizi tamamlayıp sonsuzluk alemine gideceğimiz yer burası, bu mekan huzur dolmalı, iyiler dolmalı, umut ve yüreği gül yaratılmışlarla dolmalı…. İstanbul, Âşk-ı İstanbul… Bilmem ne kadar zamandır, ne asırdır âşkı arayanların uğrak hanı,…

  • Kitap

    Ene ‘Sus Ey Nefsim’ (Bir Aziz Mahmud Hüdâyî Romanı)

    Nefesinizden yakın olan bir şey var içimizde, size dünyayı hep tozpembe gösteren, düşler kurduran, acıyı tatlı, tatlıyı daha tatlı gösteren bir şey… Ta içimizden her an bize bir şeyler fısıldayan farkında hiç olmadığımız daha da kötüsü onu kendimiz sanıp dost bildiğimiz. Bizden bildiğimiz… Sürekli dürtülerle bizi güdüleyen. Ardı sıra sürükleyen. O öyle güçlü ki asla sözünden emrinden çıkamıyoruz, yani bu halde olupta çıkamıyoruz. Bunu adım adım yenen nefsini dize getiren üstâdlar elbette ki müstesna. İşte bunlardan bir tanesi de Kadı Mahmud yani Aziz Mahmud Hüdâyî (k.s) hazretleri. Dünya, ahiretin tarlası… Akıl sağlığını yitirmiş bu adam deseniz de bana yaratılmışların en tehlikelisi insan. Ama en mükemmeli de insan. Eminim bir şey…

  • Kitap

    AbumRabum – Hz.İbrahim Romanı – İskender Pala

    Baharın iklimi düştü üzerimize, bu sabah daha net duymaya başladım kuş cıvıltılarını, tertemiz havayı ve güneşin soğuk davranmadığını şu günlerde gördüm artık. Baharın müjdecisi tüm bunlar. Lakin ben içimin, hatta ta içimin yüreğimin kabardığı ruhumun kavrulduğu zamanlardayım. Kaynayıp taşması an meselesi olan volkanlar gibi içim. Bastırılmış hislerim var. Ağlamalarım, hüzünlerim, kederlerim… Anlarım, anılarım nice birikintilerim var şu kısa ömrümde… Yazamıyorum. Biliyorum ki yazsam yanacak satırlar, viran kelimelerden arınır mı hüzün bilmiyorum. Aslında şu günlerde yazmaya niyet ettiğim bir roman var… Onun heyecanı, onun taşması ve sanırım bunca yük bu günlere mirasmış içimde. İnşAllah ortaya güzel şeyler çıkacak, bunun için dua ediyorum. Sizden de dualar bekliyorum. Ve tabii bunların yanında ağır…

  • Kitap

    Bulana kadar değil, ölene kadar aramak/Sır

    Merhaba sevgili okurlarım; Blogumun “şu an ne okuyorum” köşesinde uzun zamandır duran bir kitap var, onca yoğunluğumun arasında nihayet bitirmenin hazzını yaşadım, bu sabah kalan son bir kaç yaprağı aceleyle yolda okuyarak. Sanırım elimde bayağ kaldı. Bu tür elimde çok tuttuğum kitapları benden sıkılmıştır veya daha da incesi kırıp incittim düşüncesi ile biter bitmez bir okuyucu adayı bulup ona veririm, bu sabahta ilgisini çeken bir arkadaşıma henüz yolda sıcağı sıcağına verdim bitirip 🙂 Nedense kitap paylaşmak beni son derece mutlu eden bir duygu. Kitaplarla aramda olan hissiyatı, aşk yüklü manevi tılsımı seviyorum. Şimdi geçelim lafı fazla uzatıpta sizi sıkmadan, soğutmadan bu kıymetli kitabın iklimine; Kitabın yazarı kıymetli Fatih Duman’ın seriye…