Kitap

Ene ‘Sus Ey Nefsim’ (Bir Aziz Mahmud Hüdâyî Romanı)

Nefesinizden yakın olan bir şey var içimizde, size dünyayı hep tozpembe gösteren, düşler kurduran, acıyı tatlı, tatlıyı daha tatlı gösteren bir şey… Ta içimizden her an bize bir şeyler fısıldayan farkında hiç olmadığımız daha da kötüsü onu kendimiz sanıp dost bildiğimiz. Bizden bildiğimiz… Sürekli dürtülerle bizi güdüleyen. Ardı sıra sürükleyen. O öyle güçlü ki asla sözünden emrinden çıkamıyoruz, yani bu halde olupta çıkamıyoruz. Bunu adım adım yenen nefsini dize getiren üstâdlar elbette ki müstesna. İşte bunlardan bir tanesi de Kadı Mahmud yani Aziz Mahmud Hüdâyî (k.s) hazretleri.

Dünya, ahiretin tarlası… Akıl sağlığını yitirmiş bu adam deseniz de bana yaratılmışların en tehlikelisi insan. Ama en mükemmeli de insan. Eminim bir şey anlaşılmamıştır. Şöyle ki, herhangi bir eşyayı kullanma kılavuzuna uygun bir şekliyle kullandığımızda maksimum verim alıyoruz değil mi? İşte insan kendisine verilen emaneti, ruhunu tertemiz pâk olarak teslim edebilmesi için belirli kurallara, yani kullanma kılavuzunu iyi okuyup anlayıp, araştırıp, çalışıp onunla hemhal olup uygulamalıdır. Aksi durumda en aşağı hayvandan da aşağı olarak ömür sermayesini zayi eder, tüketir ve eyvah eder.

Sevgili Fatih Duman, bu kitabında bu sıkıntılarla mücadele eden Aziz Mahmud Hüdâyî’yi öyle güzel işlemiş ki. Hocası Üftâde Hazretleri’nin talim ve terbiyesi altında bu okulu nasıl okuyup mezun olduğunu, nefsi ile mücadelesini, kimi yerde hayretlerle, kimi yerde gözyaşlarına boğularak, kendinizi muhasebeye hesaba çekerek okuyacağınız eşsiz bir roman olmuş. Allah yazarımızdan razı olsun. Ben kendisinin İstanbul Âşıkları serisindeki diğer eserlerini de okumaya devam ediyorum. Sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Ayrıca Üsküdar’da olan bu cennet mekana ömrüm yeterse diğer pirlerle birlikte İstanbul’da tek tek inşAllah kabir ziyaretleri yapacağım. Aşağıda bir kaç bulduğum resmi de yazıya eklemek istiyorum.


Allah’ım bütün bunlara vesile olandan razı olsun. Bizleri dostsuz kardeşsiz bırakmasın. Yalnız bırakmasın. Önce kendisiyle, sonra kendisinin bize nasip ettiği Şems visali dostları lütfetsin. Bizim gönül nasibimizi artırsın. Âmin.

Ey Güzel dost; buraya yani şahsi not defterim saydığım bu bloguma dünyanın binbir türlü meşakketinden fırsat buldukça yazacak, notlar alacağım. Eğer buraya yolun düşerse faydalanman için…

Allah’a emanet ol, sevgi ve muhabbetimle…

“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir