Kitap

Bulana kadar değil, ölene kadar aramak/Sır

Merhaba sevgili okurlarım;

Blogumun “şu an ne okuyorum” köşesinde uzun zamandır duran bir kitap var, onca yoğunluğumun arasında nihayet bitirmenin hazzını yaşadım, bu sabah kalan son bir kaç yaprağı aceleyle yolda okuyarak. Sanırım elimde bayağ kaldı. Bu tür elimde çok tuttuğum kitapları benden sıkılmıştır veya daha da incesi kırıp incittim düşüncesi ile biter bitmez bir okuyucu adayı bulup ona veririm, bu sabahta ilgisini çeken bir arkadaşıma henüz yolda sıcağı sıcağına verdim bitirip 🙂 Nedense kitap paylaşmak beni son derece mutlu eden bir duygu. Kitaplarla aramda olan hissiyatı, aşk yüklü manevi tılsımı seviyorum. Şimdi geçelim lafı fazla uzatıpta sizi sıkmadan, soğutmadan bu kıymetli kitabın iklimine;

Kitapyurdu.com’da uygun fiyatla sipariş verebilirsiniz.

Kitabın yazarı kıymetli Fatih Duman’ın seriye bağladığı beni derinlere atan Romanı “SIR”

Tesadüflere inanmayan bana, gönlümün, ruhumun en daralmış sıkboğaz olmuş bir anında tavsiye etmişti kitapkurdu arkadaşım kitapyurdunda gezerken atmıştım son siparişimde sepetime, Kitap geldi ve bende bu yazarı ve kalemini ilk kez tanıyacak ve ilk kez bir kitabını okuyacaktım. İyiki de okumuşum. Kaleminin ve yazdığı iklimin içinde bıraktı beni. Seri diye düşündüğüm diğer kitaplarını da alacağım yakın zamanda.

Evet bu okuduğum kitabı SIR-Bir Yahya Efendi Romanı,

Bazıları vardır ki yaşarken ölüdürler ve bazıları da ölüyken diri. Gönlü ölü olanın bedeni diri olsa da ölüdür. Gönlünün sırrını bilen ölse dahi diri… Ölmek dedikleri o sebeple hep aynı değildir işte. Bu âlemi ölü gibi yaşayanlar öte âlemde diri gibi dolaşırlar” dedi Yahya Efendi. Gözlerini kısarak Beşiktaş sırtlarından deryaya bakıyordu. Ölüm bedeni öldürüyor lakin gönlüne dokunmuyordu insanın. Eskiler İstanbul’un dört manevi muhafızı var diye inanırlarmış. İşte Yahya Efendi o dört manevi muhafızdan biri… Ölse de vazifesi bitmeyen bir gönül eri… Cihan Sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi İstanbul’un sahipleri toprağın üstünde yaşayanlar değil, altında yaşayanlardır. “Ölümsüz bir aşk mı istiyorsun o vakit ölümsüz olan bir sevgiliye âşık ol” diyor eskiler işte ben de öyle bir âşıktan bahis açıyorum bu kez. Bu dünyadan göçüp giden ama ölmeyen birinden… Yahya Efendi’den… Zira Yunus’un da dediği gibi “Âşıklar ölmez…” Ölenler yok mu oluyorlar sanıyorsun kâri? Ya ölmeyen ölüler de varsa?

Tasavvufi ruh derinliği olanları, bu deryadan nasiplenmeye çağırıyor. Ben ibadet tadında yudumladım diyebilirim kitabı…

Ayrıca İstanbul/Beşiktaş’taki Yahya Efendi Dergahı’nı da mutlaka ziyaret edip koşturmak istiyorum. Kısmet olur da gidersem oradaki soluğu da yazacağım buraya.

Sevgim ve muhabbetimle,

“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir