1 İz Bırakmak İçin...

Sonbaharın son yaprak dökümüyle, "Kasım'da Âşk başkadır!" slogonları içinde geldi dünyaya. Dünya yeniden doğmak için hazırlığa çekildiğinde aceleyle doğdu sanki bu helecan verici dönüşümü önceden izlemek için. Önce güzü hissetmekti sanki niyeti baharın kıymetini doğar doğmaz anlamak için. Erişti, yetişti, pişmek istedi. Yanmaya niyetliydi, her daim koşmak istedi dinlenmeden... Öğrenim hayatı okulla değil doğumla başlamıştı. Ve sonra kainatın dirilişinde hayatının baharını verdi ona Yüce yaratıcı. Bir Haziran sonunda buldu yağmur damlası gibi yüreğine çiselercesine ruhundaki en büyük ve önemli açığını doldurması için hediye gibi gelen diğer yarısını. En güzel yaz ikliminde ömür birleşimi yaptı. Eşinden sonsuza dek razı olarak. Sevgiyi öğrendiler ve öğretmek için and içtiler. Belki hayatının en huzurlu anı her daim onunla geçecekti, bunu en derinden hep hissetti ve yaşadı "şükretti"...

Günün birinde yazmaya karar verdi. Yüreği sızladı, içi yandı. İnsan ruhuna; duyguyu öğrenip, öğretmeye karar verdi. En azından bütün tecrübelerini ahirete taşımadan ardında insan yüreğine en güzel İZ’i bırakmaya, insanlığa tüm bildiklerini aktarmak için hiç durmadan çalışmaya karar verdi.

Henüz ömür varken, geçmişe ve geleceğe gitmeden, zamanın en verimlisinin içinde yaşanılan anda olduğunu bilerek… Mis kokulu buram buram yazıların terleteceği blogunu açtı. En önemlisi de neydi biliyor musun? Zamanı anlamak ve değerini bilmek… İçinde bulunulan her nefesin tadındaydı çünkü; Âşk…

Kısacası; Yaşamın kendisi Zaman; Yeri ise Yürek’ti…

Ömrünüzce güzel İZ’leri bırakmanız dileğiyle…

Sevgimle…

Kıymetli okurlarım; bana haftanın her günü muhammedypeker@gmail.com mail adresimden yazabilirsiniz, ilk fırsatta mesajınızı cevaplamak için elimden geleni ardıma koymayacağımdan şüpheniz olmasın 🙂