“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

  • Kitap

    Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir… Kardeşimin Hikayesi, Livaneli

    Herkese merhaba, güzel bir gün olsun… Ara ara elimden geldiğince ve en önemlisi bulduğum zamanı harcamak istediğim kitaplardan yazacağım size, Hangi kitaptan bahseceğim biliyor musun? Livaneli’nin okumaya geç kalmış hissettiğim ve beni öylesine derinden etkileyen, kendimden içinde öylesine çok şey bulduğum, şiddetle okumanızı istediğim romanı “Kardeşimin Hikayesi”… Kitap, isminin dışında aslında iki ikiz kardeşin hikayesini anlatıyor. Ahmet ve Mehmet… İstanbul’da hoş bir aile ortamında doğan kardeşler, bir bayram tatili için ailece dedeevine sabah erkenden Ankara’ya doğru yola çıkarlar,  yolda geçirdikleri hazin bir trafik kazasıyla anne ve babalarını kaybetmiş halde hastanede gözlerini açan kardeşleri emekli olarak Ankara’da yaşayan dede ve anneanne alıp götürür. Onlara bakıp, büyütür ve okuturlar. Üniversite okuyarak her ikisi de  anne ve babasının hayalindeki gibi mühendis olan Ahmet; Mehmet’e göre daha olgun bir çocuktur. İlerleyen yıllarda önce dedeyi daha sonra da anneanneyi kaybederler. Üniversite yılları sonrası askerliğini tamamlayan Ahmet, Enka şirketi bağlantısı ile Beyaz Rusya’ya giderek bir şantiyede işe başlar. O sırada askerde olan Mehmet’i Rusya’nın baş döndürücü güzelliği ve özelliklede kızlarıyla cezbedip onu da Rusya’ya gelmeye ikna etmeyi başarır. Çünkü yerinde duramayan, asi, her daim başı derde…

  • Meczûpnâme,  Yazdıklarım

    İnsan; bir damla kan ve bin endişe…

    Yaratılmışların içinde en eşsiz varlık insan üzerine biraz yazmak istedim bu sabah. Kendini bulmuş, hala arayan, ruhundaki tılsımı çözmeye ömrü boyunca gayret eden, etmeyen insanı biraz anlatmak istedi içimdeki “yaz” diye dürtü. Yaratılışındaki biyolojik bütün donanımın, dünyadaki son teknolojilerin bile erişemeyeceği bir mükemmeliyetle varedilen insan, sadece bir biyolojik varlık elbette değildir. Yürek dediğimiz biyolojik aksesuar ruha entegreli olarak çalışır ve beyni yönetir. İyi bir ruha sahipse beyin, iradeye muktedir mesajları gönderir. Biz bu dışarıya yansıyan irade sonucu mesajlara, müeyyidelere “amel” adı veririz. Bu sonuçlardır bizi manevi hazza veya azaba ulaştıran. Hayat, insanı hep imtihanlarla yoğurur, yorgun düşürür. Buna direnmek ise onun ruhunu ve yüreğini ne derece yetiştirebildiği, en büyük sermayesi olan zamanı nasıl kullanıp neye harcadığı, kainat reçetesindeki ilaç ve tavsiyelere uyup uymadığı ile alakalıdır bence. Çünkü ömür bir gün son yazacak. Ve o adaletli teraziye yürek ve ruh harddiski konulacak, bütün yazılım hatalarıyla, önlem almadan ruha sızdırdığı virüslerle gözler önüne serilecektir. Nitekim geri dönüşümü kapatılmış bir bilgisayar gibi “Error!” hatasının ruh yakıcı pişmanlığını kamçılayacak, nitekim artık hiçbir yakarışa faydası  olmayan “an” dan dönemeyeceği onu o hesap gününde yıkacaktır. Farkındalık…

  • Meczûpnâme,  Yazdıklarım

    Aşk’a Matem Düştü – Bölüm 1

    Kutlu bir vuslatın başlangıcı mı bu?Hazin bir yanılgının öyküsü mü?Sıladan gurbete düşünce yollar,Ne sorarsan sor, hazin tüm sonlar… Derin bir seyir tutturmuştu gözleri. Acı, birazda heyecanlı zifiri karanlıkta ilerlerken ay ışığının yansımalarıyla çizgi çizgi yol şeritlerinde kalıyordu göz bebekleri. Haftalardır zihnindeki gidiş planını gerçekleştirmenin uyandırdığı sevinç, ruhuna tatlı bir zafer hissi veriyordu. Henüz kaderinin karanlığına ilerlediğinin, nelerin beklediğinin farkında olmadan. Hemen önündeki koltukta oturan altmış yaşlarında ağarmış saçları ve soluk benziyle yüzünde yıllanmış bir burukluğun yer tuttuğu, karanlığa hazin hazin dalıp giden, yarı uykulu haliyle mücadelesini sürdürerek izlemeye devam eden adam az çok kendisinin bile anlamlandıramadığı sevincini bozmasına neden oluyordu taki hostes mola anonsunu geçene kadar. Otobüsten indiğinde sanki fön makinası tutulmuşçasına, nemli ağır bir hava hissetti yüzünde. Yazın en derin, yöreye alışık olmayan yolcuları rahatsız edecek mevsimin ortalarıydı. Canı soğuk birşeyler istese de, beyni onu çay içmesi için ikna etmişti çoktan. Açık balkonu ve şirin tentesi olan insanı yoldan alıkoymaya şartlanmış bir tesisti Yeşil Konak. Misafirlerini ilk olarak semaverde çayın baş döndürücü kokusu karşılıyordu. Beyni zorlasa da çaya olan isteksizliğinden vazgeçirmeye yetiyordu Onu. Çayını alıp balkondaki boş bir masaya…

  • Meczûpnâme,  Şiir

    Eylül Kaçağı, Çocuk…

    Hayatın yeşil mecralarında değil,Saçlarımın ağarmış ücralarında dolaşmalısın…Yoksa anlayamazsın,Beyaza çalmamışken daha siyahların,Söyle beni nerden tanırsın? Katil bir Eylül’ün aşığıyım ben,Çocuk! Zorlama kendini,Anlamazsın…Yağmurdan kaçmalısın evvela,Mesela; Ekim yarısında vurulmalı düşlerin,Belki o zaman anlarsın…Gönül hücrende işkence görmemişken,Kan tükürmemişken örneğin,Sırtında zincir izleri kırılmamışken,Tırnakların dökülmemişken,Duvarları yumruklamaktan…Nasıl anlarsın beni? Zor…Tutuklanmalısın bir de,Bizzat özgürlüğünün kollarında,Yasaklar çiğnemelisin,Bir nefes hayata tutunarak…Nerden bilirsin? Aşkı silmiş sandığın yüreğimin,Aşka nasıl esir düştüğünü,İçimde olmadan,Ben olmadan üstelik, Göremezsin! Ve görme de…Yalındır tüm cümlelerim,Her harfinde asırlarca acı gizli,Ki ben iyi ifade ederim,İnanma,Külliyen yalan! Tanıyamazsın sen beni çocuk,Aynı dilin,Farklı lisanlarını konuşuyoruz…Ne devrimci,Ne faşisttir sevmelerim,Devrik bir yanılgı sadece,Bütün sevdiklerim…Ben Eylül kaçağıyım çocuk,Ahir zamanında soluğum,Tüm üniformalılardan korkarım,İşte; Bundan yorgunluğum…Boynumda bir vebaldir dün,Bakma; mağrur, suskun duruşuma…Narinliğimin mimarıdır, pişmanlıklar…Kördüğüm olmuşum işin özü,Beni çözemezsin…Ne söylediklerimin hükmü var,Ne de gerçektir kimliğim…Yargısızım,Ayaklar altında sürünür tüm inançlarım,İhtilal olmuş kanunların çöküşüyüm,Bilemezsin…Ey çocuk! Acıyı tanıdım sanıyorsun ya hani,Sen kıyısından geçerken acı bildiğinin,Ben dalgalarında kulaç atıyordum…İşte bundan,Bundan erken olmuşluğum..