“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

  • Kitap

    Dem (Bir Telli Baba Romanı)

    Âşk… Günümüzün neredeyse basitleştirilmiş, dillere sakız edilmiş üç kelimesi. Sorsanız insanlar âşkı her daim ararlar, lakin sandıkları âşkı bulduklarında ise köleleştirmeye çalışır, benleştirmeye çalışır insan nefsi ne garip… Netice olarak köle bulunur ama, âşk bulunmaz. Sonuç sadece bir sosyal kölelikten ibaret. Yüreği güzel insanlar, âşk olsunlar her dem, âşkla olsunlar. Ey şuan okuyan güzel dost dünyada ne kadar yaşarsak yaşayalım gerçekten şöyle dönüp baktığımda biz iyi ruhlar için sanırım sadece güzellik yeri, yardım yeri, iyilik mekanı, konup hayırla vazifemizi tamamlayıp sonsuzluk alemine gideceğimiz yer burası, bu mekan huzur dolmalı, iyiler dolmalı, umut ve yüreği gül yaratılmışlarla dolmalı…. İstanbul, Âşk-ı İstanbul… Bilmem ne kadar zamandır, ne asırdır âşkı arayanların uğrak hanı,…

  • İnceleme,  İslâm

    İslâm’a Göre Arkadaşlık Nasıl Olmalı ?

    Rahmân ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla… Bilindiği üzere insanoğlu, sosyal bir varlıktır; tek başına hayatını idâme ettirmesi, yalnız başına hayatta kalması asla mümkün değildir. Bu nedenledir belki, Allah azze ve celle daha Âdem aleyhisselam’ı yaratır yaratmaz kendisi ile ünsiyet kurup kaynaşması için eşi Havvâ’yı yaratmıştır. Yaşadığımız şu hayat, hep tek bir minval üzere sürüp gitmez; tıpkı mevsimler gibi sürekli değişir. Bazen acı, bazen tatlı; bazen iyi, bazen kötü olur. Bu nedenle, bu acı veya tatlı günlerimizi bizimle paylaşacak dostlara ve arkadaşlara ihtiyacımız vardır. İnsanoğlunun arkadaşsız yaşayamayacağını bilen Rabbimiz, arkadaş edinmeyi meşru kılmış ve bu çerçevede arkadaşlıkların nasıl olması gerektiğini, kimlerle dostluk kurulup-kurulmayacağını, dostluğun hangi sınırlar içerisinde olması gerektiğini kitabı ve peygamberi vasıtası ile…

  • Kitap

    Ene ‘Sus Ey Nefsim’ (Bir Aziz Mahmud Hüdâyî Romanı)

    Nefesinizden yakın olan bir şey var içimizde, size dünyayı hep tozpembe gösteren, düşler kurduran, acıyı tatlı, tatlıyı daha tatlı gösteren bir şey… Ta içimizden her an bize bir şeyler fısıldayan farkında hiç olmadığımız daha da kötüsü onu kendimiz sanıp dost bildiğimiz. Bizden bildiğimiz… Sürekli dürtülerle bizi güdüleyen. Ardı sıra sürükleyen. O öyle güçlü ki asla sözünden emrinden çıkamıyoruz, yani bu halde olupta çıkamıyoruz. Bunu adım adım yenen nefsini dize getiren üstâdlar elbette ki müstesna. İşte bunlardan bir tanesi de Kadı Mahmud yani Aziz Mahmud Hüdâyî (k.s) hazretleri. Dünya, ahiretin tarlası… Akıl sağlığını yitirmiş bu adam deseniz de bana yaratılmışların en tehlikelisi insan. Ama en mükemmeli de insan. Eminim bir şey…

  • Kitap

    AbumRabum – Hz.İbrahim Romanı – İskender Pala

    Baharın iklimi düştü üzerimize, bu sabah daha net duymaya başladım kuş cıvıltılarını, tertemiz havayı ve güneşin soğuk davranmadığını şu günlerde gördüm artık. Baharın müjdecisi tüm bunlar. Lakin ben içimin, hatta ta içimin yüreğimin kabardığı ruhumun kavrulduğu zamanlardayım. Kaynayıp taşması an meselesi olan volkanlar gibi içim. Bastırılmış hislerim var. Ağlamalarım, hüzünlerim, kederlerim… Anlarım, anılarım nice birikintilerim var şu kısa ömrümde… Yazamıyorum. Biliyorum ki yazsam yanacak satırlar, viran kelimelerden arınır mı hüzün bilmiyorum. Aslında şu günlerde yazmaya niyet ettiğim bir roman var… Onun heyecanı, onun taşması ve sanırım bunca yük bu günlere mirasmış içimde. İnşAllah ortaya güzel şeyler çıkacak, bunun için dua ediyorum. Sizden de dualar bekliyorum. Ve tabii bunların yanında ağır…