Meczûpnâme,  Yazdıklarım

Aşk’a Matem Düştü – Bölüm 4

Yüreğinde ne varsa savurmuşsun Rüzgâra,

Nereden mi anladım?

Saçlarım hasretinden dağıldı…

Uyandığında beden yorgunluğu yerine zihin yorgunluğu demliyordu Erdem’i bu şirin ilçe sabahında. Çantasını hazırladıktan sonra balkona çıkıp biraz hava aldı. Aşağı indiğinde Musa hoca’nin eşi Zehra hanım kahvaltı sofrasını hazırlıyordu.

-Hayırlı sabahlar Erdem, çok erken kalkmışsın evladım.

-Sabahınız hayrolsun Zehra Teyze, bugün güzel bir başlangıç olsun istiyorum, o kadar çok işim var ki.

-Allah yardımcın olsun evladım, hemen otur öyleyse Musa amcan şimdi fırından gelir.

Elinde sıcacık mis kokulu gevrek pide ekmeklerle içeri girdi Musa Hoca.

-Oo, Evlat! Erkencisin daha ilk günden, dinlenseydinya.

-Hoşgeldin Musa amca, size çok zahmet veriyorum ne gerek vardı.

-Ne zahmeti evladım, şeref verdin sen evimize. Bunlar bizim yörenin meşhur pideleri. ilk kahvaltı sabahından bunları tatmadan seni gönderir miyiz sanıyorsun?

-Mahcup ediyorsunuz amca, teşekkür ederim.

-Bir daha böyle sözler duyarsak o zaman zahmete gireriz evladım, hadi hanım koy çaylarımızı da güzel bir kahvaltı yapıp merkeze ineceğiz bugün Erdem’le, işleri çok çocuğun.

Buğunda çaylar güzel bir muhabbet ve misafirperverlik havasında içilmiş, sağlam bir kahvaltı edilmişti. Bugün ilçe Kaymakamlığı’na giderek evrak işlerini halledecekti Erdem. Ardından sağlık ocağını, genel durumları görmek için işe koyulacaktı. Yeteri kadar geç kalmış bile hissediyordu kendisini…

Devam Edecek…

“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir