Meczûpnâme,  Yazdıklarım

Aşk’a Matem Düştü – Bölüm 2

Otobüs dinleme tesislerinden ayrılarak yoluna devam ederken biraz daha hafiflemişti Erdem’in içindeki ayrılık koru. Sanki eskiden beri tanıdığı adamla iki çift laf etmek, onun bir nebze de olsa daralan ruhunu soluklandırmıştı. Terminale girene kadar tutturdukları koyu sohbet aralarında sevecen bir sıcaklık oluşturmuştu. Otobüsten indiklerinde Aziz bey, “çok memnun oldum delikanlı…” diyerek minnet ifadesini belirttikten sonra burada yaşadığını, herşey için mutlaka kendisini arayabileceğini söyleyerek kartını uzattıktan sonra müsade isterken, Erdem çok memnun olduğunu söyleyerek elini öpmüştü Aziz bey’in ve ayrılmışlardı.

Şöyle bir etrafına baktı Erdem, hüzün dolu bir nefesin ardından terminalin dışarıdaki banklarından birine oturmuştu. Henüz biraz serin olan havayı içine çekmiş, yeni doğan güneş ile birlikte hiç bilmediği şehre gelişinin onu kuşattığı düşüncelere daldı, kendisini alacak Musa Hoca’yı beklerken. Gözüne ilişen küçük büfeye giderek soğuk bir su aldı, Erdem’in gelişini bekleyen Musa hoca motosikletiyle yaklaşırken. Beklediği kişinin gelişini hissederek ayağa kalkan Erdem’le selamlaştılar. Hoşgeldin delikanlı, dedi Musa Hoca. Daha Hoşbulduk hocam derken, Çantasını aldığı gibi motosikletine bindirip daha fazla bekleme evlat, çok yorgun görünüyorsun, dedi Musa Hoca. Yola koyuldular, geçici olarak kalacağı evine götürmüştü Hoca, ilk kez orada gördüğü Erdem’i. Musa hoca daha henüz emekli, mütevazi ailesi ve çocuklarıyla yaşayan eski bir memurdu. Avrupa’daki ağabeyi özellikle Erdem’i alıp yardımcı olmasını sıkı sıkı tembihlemişti kendisine. Gurbetteki ağabeyini asla kıramazdı, ne talepte bulunmuşsa şimdiye kadar hep sorgusuz sualsiz yapmıştı, Musa hoca.

Kısa süren bir motosiklet yolculuğundan sonra şirin bir bahçesi olan siteye girmişlerdi. Eşi Ayşe hanım kahvaltı sofrasını hazırlayarak kendilerini sitenin balkonunda beklemeye başlamıştı. İçeri girdiklerinde Musa hoca eşiyle tanıştırıp kahvaltı ettirdikden sonra, istirahat için odasını göstermişlerdi Erdem’e. Duş alıp kendini tertemiz hazırlanan yatağa bıraktığında öylesine düşünceli ve hüzünlü zihnine rağmen kısa bir süre içinde kendisini uykuya teslim etmişti….

Devam Edecek…

“Aradığım her ne varsa, şafağı örülmemiş gecelerin suskun hecelerinde saklıdır yâr! Kovaladığım bayram şekeri tadındaki umutların arefesinde gidip geliyorum… Ve şimdi bütün rüyalarımda hasretin yüzü, yağmurlu camlarımda ise bütün efsunuyla yıldızların izi saklı…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir