• Zeynep

    Hoşgeldin #Zeynep

    Bazı mutluluklar vardır, hiç bir tarifi olmayan. Ürkütücüdür bazen. Öyle heyecan verir ki, sağlığınızı bile etkiler olumlu yönde. Süsler tüm ruhunuzu, ve çiçekler açtırır tüm yaşam değerlerinizde. Bunlar ve daha fazlasıyla tarif edemeyeceğim bir sonbahar ikliminde dünyada hiç tatmadığım, belki de dünyaya ait olmayan bir aşkla doğdun sen… Daha kısacık bir zaman oldu hastanede başlayan birlikteliğimiz, sonbahar ilkliminde hep genç kalmasını dilediğim aşk rüzgârı gibi dokundun benim, annenin ve tüm ailemizin ruhuna…. Sevgili kızım, bu minik anıyı bu sayfaya düştüğümde sen mini-minnacık henüz bir kaç günlük çok tatlı bir bebektin… Yaşamın hep en güzel güneşlerle çiçek açsın ömründe, Seni Çok Seviyorum Sevdalım…. Ve Son olarak sana ve bu güzel güne Zülfü Livaneli’nin okuduğunda tebessüm edeceğini umduğum eserini bırakıyorum; Akasya kokan gecelerde Türküler söyleyip dolaşırdın sen Birer birer dökülen hecelerde Kendi yüreğinle yarışırdın sen Sağ olsun uçan kuşlar Çiçeğe durmuş ağaç Yaşasın sevdalılar Sevdalım hayat Karanlıktan güçlüydü hep aydınlık Uzakta parlayan sımsıcak ışık Şiir sana tutkun sen ona aşık Kendi yüreğinle yarışırdın sen Sağolsun uçan kuşlar Çiçeğe durmuş ağaç Yaşasın sevdalılar Sevdalım hayat Yaşam dalga dalga uzar giderdi Ölüm gözümüzde bir arpa…

  • Meczûpnâme,  Yazdıklarım

    Aşk’a Matem Düştü – Bölüm 3

    Düşünceler bir Ankebut ağı. Kimse olduğu gibi, Göründüğü gibi hiç değil, Her söz bir narkoz iğnesi, söyleyen de duyan da uyuşuk… Bırak konuşmayı artık susmalar bile değersiz haramî yüreklere… Bazen yanınızdaki yüreğinize en uzak olandır hani, Erdem için tam da böyleydi Nazan. Gösterişi seven, sahte iltifatların ruhunu okşamasıyla zamanı doldururdu henüz yeni başladığı işyerinde. Akşamları da birkaç kız arkadaşıyla haftada neredeyse her gün en az bir saat uğradıkları canlı müzik yapan Ateş kafeye uğrar kendilerince eğlenir, dedikodu yapar ve gelen giden erkekleri keserlerdi. Diğer arkadaşları gibi bunalmıştı herşeyden Nazan, haftanın neredeyse altı günü sabah erkenden kalkmak zorunda olmak, o saçma kopya tasarımcısında akşamın her gün ortalama yedisine kadar gözlerini o yorucu ve salakça gelen kopya makinesinde geçirmek kısacası kendine göre bu saçma hayattan zengin bir delikanlı bulup ailesini bile silerek şaşalı hayatı elde edip rahata ermekti tek niyeti. Onu bu hayata özendiren, etkisinde bırakan çocukluğunda doğup büyüdüğü mahallenin karışık gençlik yapısıydı. Tamamının niyeti hep bu yönde olmuştu. Ne yazıkki bir çoğu pembe düşlü vaatlerle kandırılıp hayatı bitirilmek istenen manşetüstü haberlerde vahşice kullanılıp çamur bir geleceğe bırakılan türdendi. Bir mahalle öteye…

  • Kendime İz Düşümü,  Yazdıklarım

    #Kurban Bayramı 19”

    Merhaba sevgili blogum ve okurlarım, öncelikle bu yazımla bayramın dördüncü günü akşamına kalsam da bayramınızı tebrik eder, nice bayramlara güzelliklerle, sevdiklerinizle hep birlikte yetişmeniz duâ ve dileklerimin yüreğimde olduğunu bilin istedim. Her ne kadar “Nerede O Eski Bayramlar!” cümlesi son yılların en popüler klişesi olsa da toplumumuzda bu düşünceye şahsi fikrimce katılmıyorum. Bayram her yıl ve her zaman en güzel bayramdır, mübarektir, heyecanlıdır, telaşlıdır, sevinçtir, sevinçlidir. Eskisi ve yenisi yoktur bayramın. Efendimizin (s.a.v) döneminden beri asrı saadetle günümüze kadar hep en güncel ibadet kutlamasıdır bayramlar. Arefe günü sabahından tâki son gününe kadar hızlı heyecanlı kalp atışlarıyla karşılar ve yolcu edilir. Hakiki taptaze müslümanlar için, kul olabilme arzusuyla ömür yaşayanlar için, bayramların zengini, fakiri olmaz. Ülkemizin şu sıkıntılı döneminde bile, zor bir ekonomik süreç yaşayan toplumumuzda ayrıştırmasızdır bayramlar. Kısacası ümmetin kardeşlik bağlamında hep en nurlu günlerimizdir. Evet, bende bu bayramı çok güzel dualarla çok heyecanlı bir şekilde karşıladım. Heyecanıma heyecan katan bir olgu ise kızımın doğmasına çok az yaklaşık bir süre kalmış olması. Her an kız babası vasfımla bir yazı blogluyor olabilirim buraya 🙂 Daha tatlı sevincimse bundan sonraki bayram ve…

  • Meczûpnâme,  Yazdıklarım

    Aşk’a Matem Düştü – Bölüm 2

    Otobüs dinleme tesislerinden ayrılarak yoluna devam ederken biraz daha hafiflemişti Erdem’in içindeki ayrılık koru. Sanki eskiden beri tanıdığı adamla iki çift laf etmek, onun bir nebze de olsa daralan ruhunu soluklandırmıştı. Terminale girene kadar tutturdukları koyu sohbet aralarında sevecen bir sıcaklık oluşturmuştu. Otobüsten indiklerinde Aziz bey, “çok memnun oldum delikanlı…” diyerek minnet ifadesini belirttikten sonra burada yaşadığını, herşey için mutlaka kendisini arayabileceğini söyleyerek kartını uzattıktan sonra müsade isterken, Erdem çok memnun olduğunu söyleyerek elini öpmüştü Aziz bey’in ve ayrılmışlardı. Şöyle bir etrafına baktı Erdem, hüzün dolu bir nefesin ardından terminalin dışarıdaki banklarından birine oturmuştu. Henüz biraz serin olan havayı içine çekmiş, yeni doğan güneş ile birlikte hiç bilmediği şehre gelişinin onu kuşattığı düşüncelere daldı, kendisini alacak Musa Hoca’yı beklerken. Gözüne ilişen küçük büfeye giderek soğuk bir su aldı, Erdem’in gelişini bekleyen Musa hoca motosikletiyle yaklaşırken. Beklediği kişinin gelişini hissederek ayağa kalkan Erdem’le selamlaştılar. Hoşgeldin delikanlı, dedi Musa Hoca. Daha Hoşbulduk hocam derken, Çantasını aldığı gibi motosikletine bindirip daha fazla bekleme evlat, çok yorgun görünüyorsun, dedi Musa Hoca. Yola koyuldular, geçici olarak kalacağı evine götürmüştü Hoca, ilk kez orada gördüğü Erdem’i.…